Ankara Gemisinin Hikayesi

27.07.2021

Solace’den Ankara Gemisine

2.Dünya Savaşının bitiminden hemen sonra 1945 yılında, ülkemizde, deniz yollarındaki yolcu talebini karşılamak için, yeni yolcu gemilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Alınması düşünülen gemiler için ilk müracaat edilen ülke olarak Amerika düşünülür. Amerika’nın elinde, ihtiyacımızı karşılayacak çalışır durumdaki 6 gemi, yolcu gemisi olarak kullanılmak üzere satın alınır. Bu gemilerden bir tanesi de 125 metre uzunluğunda, 19 metre genişliğinde, 1933 yapımı “Solace” adıyla Amerikan Deniz Kuvvetleri tarafından kullanılan bir hastane gemisidir. 7 Aralık 1941 günü Japonlar Hawaii adalarındaki Amerikan Pasifik filosuna büyük bir saldırı düzenlerler ve bu saldırı sonucunda gafil avlanan Amerikan güçlerinin 2400 askeri ölür, 188 savaş uçağını kaybeder ve 96 zırhlısı batırılır fakat yalnız bir gemi hasar görmez. Çünkü o geminin tepeden bakılınca bembeyaz görünen güvertesinde bir kızıl haç vardır... O bir hastane gemisidir ve Japon savaş uçakları hastane gemisine dokunmazlar. Çünkü o gemi orada öldürmek değil, yaşatmak için demirlidir.

Adı Solace... Türkçesi Teselli... Üzüntü azaltan...

O dönemde Solace gemisi 25.000 Amerikan gencini, savaş bölgelerinden, Amerika’ya taşır. Savaş sonrasında ise, Solace gemisi sayesinde hayatını kurtaran Amerikalı gençler bir dernek kurarlar ve bir madalya yaptırırlar. Madalyanın üzerinde, geminin resmi bulunur ve bu madalyaları takmaya başlarlar. Amerikan devleti, bu durumdan rahatsız olur çünkü Amerika’da gemi, savaş karşıtlarının bir simgesi haline gelir. 1948 yılında, Solace gemisi Türkiye’ye yolcu gemisi olarak satılır. Bu güzel gemi aynı yıl, yapılan tadilatlar sonucu, çok kamaralı bir turistik yolcu gemisi haline gelir. İsmi ise “Ankara” olarak değiştirilir. Gemi öncelikle beyaz renge boyanır, güzel ve rahat bir gemi olan Ankara gemisinin geniş salonları, rahat yemekhaneleri ve bir de garajı bulunmaktadır. Yani, yolcuların araçları da, geminin yan tarafındaki kapaklar açılarak, iç bölümde bulunan garaja alınabilmektedir. Ankara gemisinin her sefere çıkışı ve her seferden dönüşü, gazete sütunlarında haber olur. 1980’li yılların başında ömrünü tamamlayan gemi sökülmek üzere İzmir Tersanesine götürülür. Bu sırada; İstanbul-Kasımpaşa Cami Altı Tersanesi yanında bulunan ve 1776 yılında, Sadrazam Çorlulu Ali Paşa tarafından yaptırılan Çorlulu Ali Paşa camisinde çatıdaki onarım sırasında kullanılan kaynak nedeniyle büyük bir yangın çıkar ve hasara neden olur. 1980 yılında Caminin restorasyonuna başlanır. Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Haliç Tersanesi yakınlarındaki caminin onarımı tamamlanır. Ancak şadırvan kısmının onarımına sıra geldiğinde, şadırvan çatısının kurşun bölümünün yenilenmesi gerektiği anlaşılır. Ancak kurşun bulunmamaktadır. Kıtlık yıllarında o zamanın en büyük bankalarından Etibank dahi, kurşun talebini geri çevirir. Şadırvan, çatısız kalma durumundadır. Birçok yere, şadırvan çatısı için kurşun plakalara ihtiyaç bulunduğu haberleri gönderilir.

İzmir-Aliağa Tersanesindeki Ankara gemisi, tamamen sökülerek, jilet olmayı beklemektedir. Bu sırada; İstanbul’dan gönderilen, şadırvan çatısı için kurşun ihtiyacı bulunduğu haberleri buraya kadar ulaşmıştır. Aliağa Tersanesinde görevli, emekli bir asker geminin mazisini, geminin bir hastane gemisi olarak kullanıldığını bildiğinden geminin içinde kurşun bulunabileceğini düşünerek, İstanbul’daki sökümde, dokunulmayan gemi duvarlarında araştırma yapar ve röntgen odasının duvarlarında, kurşuna rastlar. Duvarlar söküldüğünde ise, röntgen odası olarak kullanılan yerin duvarlarının, radyasyondan korunmak için tamamen kurşun kaplanmış olduğunu görür. İstanbul Haliç Tersanesine haber verilir ve buradaki görevliler gelirler, hayretler içinde, Ankara gemisinin, daha önce röntgen odası olarak kullanılan, kamarasının odasının duvarlarındaki kurşun levhaları sökerek, İstanbul’a götürürler ve Çorlulu Ali Paşa Camisinin şadırvanının çatısı bu kurşun levhalarla kaplanarak, restorasyon çalışmaları tamamlanır. Çorlulu Ali Paşa zamanında Padişah’ın kızıyla evlenerek, saraya damat olarak giren, daha sonra Sadrazamlık mevkiine kadar ulaşan ve İsveç-Rus savaşında, İsveç tarafının tutulmasını sağlaması ve İsveç’in Ruslara yenilmesi nedeniyle idam edilerek öldürülen bir paşadır.

Ankara Gemisi ise 5 Mayıs 1981 tarihinde, İzmir-Aliağa Tersanesinde tamamen parçalanarak yok edilir. Şimdi yolunuz düşerse, Çorlulu Ali Paşa şadırvanından bir tas su içerseniz, ya da yüzünüze iki avuç su atarsanız serinlemek için, unutmayın... Çatısına da bakın… Orada, İkinci Dünya Harbi'nde, Pearl Harbor'da Japonlar'ın batırmadığı tek gemiden bugüne kalan son izleri göreceksiniz.